Bu 440 m²’lik geniş alan, Hollow projesinin çıkış noktasını oluşturmuştur. Tasarım sürecinin temel amacı, mevcut mekânı doğadan ilham alan, sakin ve davetkâr bir atmosfere dönüştürmekti. Alanın sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak hedeflenirken; organik formlar, doğal renk paletleri ve özenle seçilmiş aksesuarlarla mekânsal zenginlik sağlanmıştır.

“The Hollow” projesinin temel tasarım felsefesi doğrultusunda, keskin ve köşeli mimari formlar yerine; doğada bulunan akışkan ve yumuşak geçişlere sahip organik çizgiler ana tasarım dili olarak benimsenmiştir.

 

Bu tasarım yaklaşımı, en güçlü ifadesini tavan kurgusunda bulur. Katmanlı, yaprak formunu anımsatan detaylardan oluşan bu özel tasarım; içeri süzülen doğal ışıkla birleşerek, ormanda ağaç gölgelerinin yarattığı ışık–gölge oyunlarını çağrıştırır. Bu özgün detaylar, mekâna yalnızca görsel bir derinlik ve dinamizm kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda sanat ile doğanın iç içe geçtiği, kullanıcıya sakin ve benzersiz bir deneyim sunar.

 

Renk paleti; yeşilin farklı tonları, toprak renkleri ve ahşabın sıcaklığı etrafında şekillenir. Bu seçimler, iç mekân ile dış mekân arasındaki bağı güçlendirerek sakin ve huzurlu bir atmosfer yaratır. Bitkisel öğelerin ve doğal ışığın kullanımı ise mekânın her köşesine taze ve canlı bir his kazandırır.